ATÖLYELERİN İÇİNDEN: ”DÜZEN DAĞILDIĞINDA TASARIM NE YAPAR?”

btf_kapak_kotsifir

Bu yıl Düzen Dağıldığında Tasarım Ne Yapar?” temasıyla düzenlenen Bademlik Tasarım Festivali,  6-7-8 Mayıs tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Bademlik Kampüsü’nde gerçekleşti.

Bizim de Ölçeksiz‘le dahil olarak Eskişehir merkezine yaydığımız festival bu yıl, 15 atölyeyle katılımcıları ağırladı. Festivalin iletişim sponsoru olarak atölyelerin içindeydik. Atölye ekipleriyle festivale yaklaşımları, süreç ve beklentileri hakkında sohbet ettik.

Başvurularda bölüme bakmıyoruz, davet metninde şöyle deniyor; ”tasarıma ilgi duyan herkese açıktır.” Atölyelerimiz hiçbir zaman ürün hedefli, odaklı olmadı yani sadece tartışabilir ve kıyafet tasarımından mekan tasarımına kadar her şeyi yapabilirler.

BTF Ekip

Röportaj & Fotoğraflar: Begüm Eser


“koruGAN”
Yürütücüler :
Doç. Dr. Deniz DOKGÖZ

 

BTF’nin ortaya çıktığı ana kurgu düzenin dağılması, biraz savaş ve onun yarattığı yıkımlara işaret ediyordu. Atölyeyi de savaşın ana kurgusunu oluşturan en tekil en küçük mimari yapı olan korugan üzerinden eleştirmeye karar verdik. Ve onun yarattığı düzene karşı onun kalıcılığı, onun savaşı meşrulaştırma aracının dışında mimari mekanı nasıl özgürleştirebileceğimize kafa yormaya başladık. Yani korugan kavramının geçiciliğine ve savaşın karşıt şeyi olarak barışı nasıl organize edeceğine dair ipuçları aramaya çalışıyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Geçici Göçmen”
Yürütücüler :
Bihter Çelik, Elif Tan, -trak

Göçmen olma durumu ile ilgili tasarım yapmak da bir trend, doğru ya da yanlış. Şu anda bundan uzaklaşamıyoruz. Bizim senaryomuz da bundan bağımsız olamadı. O yüzden bunu bağımsızlaştıracak bir oyun oynadık. Kim Kiminle Nerede oyununu biraz değiştirerek oynadık, bunun en güzel tarafı bir hikâyeyi sen başlatıyorsun, ben farkında olmadan devam ettiriyorum ve ortaya gerçekten çok güzel hikâyeler çıkıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


humanjı-
Yürütücüler :
Fakülte Sanat

Atölyemizin genel mantığı mültecinin deneyimine dair bir kutu oyunu yapmaktan çıktı. Bir mülteci içinbir şehrin başlangıç noktası nedir? Bir göçmen merkezi, gar, polis merkezi olabilir… Daha sonra geçireceği süreçler nelerdir? Hatta burada ilk olarak süreci şok olarak adlandırdık. Çünkü hiç bilmediğiniz bir düzenin içerisine girdiğinizde ilk karşılacağınız şey bir kültür şokudur aslında. Şoktan sonra direnç sürecine geçiliyor dedik. Çünkü şoku atlattıktan sonra oraya adapte olmaya başlıyorsunuz bir yandan da elinizdekileri kaybetmemeye çalışıyorsunuz. Oyunumuzun genel mantığı da bu iki aşama üzerinden yürüyor. Kutu oyununda hayattaki faktörleri korumaya çalışıyoruz

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


Form(DD)”
Yürütücüler :
Ayşegül Akçay Kavakoğlu, Türkan Nihan Hacıömeroğlu

Biz tekstil, form, kalıpla çalışıyoruz. Biz de sorguladık, çünkü diğerlerine göre çok formel bir atölye. Ve esasında düzenlenen ve tasarlanan bir durumu hiçbir zaman olduğu gibi göremiyoruz bu yöntemle. Her şey düzenlediğimizin biraz daha ötesinde geçiyor, çünkü dış etkenler dediğimiz yerçekimi, kumaşın davranışı bizim düşündüğümüzden daha farklı bir durum ortaya koyuyor. O yüzden birincil yaklaşım olarak düzenlenen bir durum dahi olsa o eninde sonunda bu tekniğin uygulanmasıyla dağılıyor, eğer formel açıdan düşünürsek.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“2ARA 1BEN”
Yürütücüler :
Yrd. Doç. Dr. Derya Güleç Özer, Yrd. Doç. Orkunt Turgay

Biz ilk başta yer kavramını ele aldık. Çünkü düzen dağıldığında yer kavramından biraz kopuyoruz. Şu anda mültecilerin sorunlarından da yola çıkarak başlayabiliriz veya biz yer değiştirdiğimizde sosyal yapımızdan, dilimizden koptuğumuzda yine kendimizi yersiz olarak ifade edebiliriz. Bu noktadan yola çıktık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Göçe Yazmak”
Yürütücüler :
Yrd. Doç. Dr. Serenay Şahin

Bilimsel açıdan baktığımızda entropi dediğimiz mesele yani aslında evrenin düzenden düzensizliğe doğru ilerleyişinin varlığından söz ediyoruz. Dolayısıyla bir düzen eninde sonunda düzensiz hale gelecektir, evrenin kanunu bu yönde işliyor. Düzgün ilerleyen her şey düzensizleşmeye mahkum. Ama bu düzensizliği de biz kendi adımıza gene bir negatiflik olarak ele almıyoruz. Çünkü kaostan çıkabilecek birçok yaratıcılık noktası olduğunu düşünüyoruz. Kaosun biraz da bize göre bir kaçış çizgisi yaratma alanlarına sahip olduğunu biliyoruz. Düzenin belli sınırlara sahip olan, sizi sınırlayan, sizi tahakküm altına alan bir şey olduğunu düşünüyoruz. Ama düzensizlik belki bu tahakkümden bizi kurtarabilecek bir nokta.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Arakesit”
Yürütücüler :
Gani Turunç, Cedric von Daniken, Abdurrahman Çekim

Mülteci olayının fiziksel ve sosyal olarak kentten soyutlanması problem ve korku yaratıyor. Bu korkuyu yenebilmek için farklı modeller düşünmek gerekiyor. Burada öğrencilerle birlikte, bu konuya dair soru işareti koymak için deneysel bir çalışma yapmak istedik. Burada amacımız bir ürün üretmek ya da tasarım yapmak değil. Olaya siyasal sosyal bir noktadan çıkıp bunu kentsel ölçekte nasıl kaynaştırırız ve mültecilerin ya da mülteci olma durumunun kente katabileceği katkıları nasıl bulabiliriz gibi sorularla öğrencilerle buluşuyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Tiles in Motion”
Yürütücüler :
BTF Ekip

Var olan bir düzen giren yabancı bir şey, orada nasıl bir tavır sergiler? Yani o düzene entegre mi olur, asimile mi olur, yoksa kendi düzenini mi oluşturur? Onun tavrı ne olur, onu araştırmak istedik. Atölyenin kurgusu bu şekilde çıktı.

Sürecin sonunda da o düzene farklı yerlerden giren durumlar, kendini nasıl başka bir şeye çevirir, neler yapar? Düzene ayak uydurduğu noktalar da oldu, farklılaştığı kırılma noktalar da oldu. Malzeme kendi karakterini yansıttığı noktalarda da can buldu, karakterinin değiştiği noktalar da oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Resim Atölyesi”
Yürütücüler :
Yrd. Dr. Doç. N. Müge Selçuk, Doç. Dr. F. Deniz Korkmaz Elashry

Atölye, 37 yılda sonuçlanan ”Van Gogh’un yaşam öyküsünden hangi deneyimler çıkarılabilir? Özellikle, Van Gogh’un yaşamında “göç etme” konusu nasıl genel hatları verilerek özetlenebilir?” sorusu üzerine temellendirildi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Giyilebilir Hayatlar: Tasarımla Hikaye Anlatımı” 
Yürütücüler :
Nazlı Eda Noyan

Kendi atölyemde biraz belleğe odaklanıyoruz, insani boyuta odaklanıyoruz, insanı insan yapan şey; geçmişi, geçmişteki hatıraları, kendini nasıl oluşturduğu ama bir yandan da vizyonu, umutları, geleceğe bakışı ve motivasyonu. Şu anda biz hem bellek hem de umut üzerine projeler üretiyoruz. Onları nasıl muhafaza ederiz, nasıl saklarız üzerine tasarımlar yapıyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“GIGA-mapping the Architectural Performance: Gaining New Identity by Applying the Former One”
Yürütücüler :
Maria Davidová

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Sokak Sanatı / Performans”
Yürütücüler :
Mert Tugen

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Ölçeksiz” – kot0works

Kot0Works” ekibi olarak; ”Düzen Dağıldığında Tasarım Ne Yapar?” sorusundan hareketle evlerinden ayrılarak yola çıkmak zorunda kalan; sığınmacı / göçmen / mülteci / misafirler / in göç yollarındaki hareketini Eskişehirlilerin, Odunpazarı sokaklarındaki yolculuğuyla birleştirdik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Btf Ekip’le yaptığımız röportaj:

BTF nasıl başladı?

BTF, 2013’te birkaç kişinin başlattığı bir şey. Bademlik bizim için özel bir ortam; sevdiğimiz ve özgür hissettiğimiz bir yer. Festivale böyle bir ortam zemin hazırlıyor; ”kampüse dikkat çekelim”, ”her yerden insanlar gelsin” gibi amaçlar var altında. Bir de ”bir şeyler üretelim, bir şeyler çıksın” dan öte, ”keyifli zaman geçelim, tartışalım konuşalım” şeklinde başlıyor. Sonra nasıl oldu da gelişti: 2014’te bu böyle çok hızlı çıkan festivale ortak bir tema koyma fikri ortaya çıkıyor. Belki atölyeler birbirine geçecek, ortak bir şeyler çıkacak. O zamanlar da gezi dönemiydi, bundan etkilenerek ”istila” dedik temaya ve insanları Bademlik’e istilaya davet ettik. 2015 senesinde ise temaya ”leke” dedik ve ana bir alt metin oluşturduk, bunun altını doldurmaya çalıştık.

Başvurularda bölüme bakmıyoruz, davet metninde şöyle deniyor; ”tasarıma ilgi duyan herkese açıktır.” Atölyelerimiz hiçbir zaman ürün hedefli, odaklı olmadı yani sadece tartışabilir ve kıyafet tasarımından mekan tasarımına kadar her şeyi yapabilirler.

Bu 4. festival, bu dört seneyi üst başlıktan değerlendirseniz; BTF nasıl evrildi ve en önemlisi nasıl bir bellek havuzu yarattı, hem sizde hem katılımcılarda hem de sosyal medyadan takip edenlerde?

İlk sene temasız başlayan sürece, ikinci sene tema ekledik, üçüncü sene ise temayla birlikte bir alt metin de ekledik, temanın altını doldurmaya çalıştık. Bu sene de tema daha da genişledi, konu çok hassastı bu yüzden bizi zorladı. Her sene üstüne bir şey koyarak gittiğimizi söyleyebilirim. Okulda bir kültür oluşturduk, dışarıda nasıl algılandığını tam bilmiyorum, ama geri dönüşler olumlu, öğrenciler sahipleniyor bunu. Sponsorların, ciddi şeylerin olmadığı, öğrencilerin sahiplendiği amatör bir etkinlik olduğu için bu kadar sahiplenildiğini düşünüyoruz. 2013’ten bu güne sahiplenilmesinin sebebi de bu. Geçen sene geliri sağlayabilmek için kitap ayraçları satıldı; BTF bu denli sahiplenilmiş durumda. Kampüsü, bölümü ve bu etkinliği sevdiğimiz ve sahiplendiğimiz için sürekli üstüne bir şeyler koyarak devam ettirmeyi amaçlıyoruz.

Bu seneki süreci değerlendirseniz?

Bu seneye başlarken, festivalin üstüne ne katabiliriz, nasıl daha ileriye taşıyabiliriz diye düşündük. Farklı olarak yurtdışından yürütücü çağırdık hatta şu an.

Süreçteki kazanımlardan biri de katılımın genişlemesiydi.2013’te belki 5-6 üniversiteden katılım vardı, 2014’de 20,2015’te 33 oldu, bu senenin analizlerini daha dökmedik ama çok farklı üniversitelerden, bölümlerden insanlar var. Artık hedeflerimizden bir tanesi de bunu yaymak ulusal bir etkinlik hakine getirmek. İstanbul’daki insanalar çok fazla etkinliğe katılabiliyor, ama artık Anadolu’nun her tarafında mimarlık, tasarım bölümleri açıldı ama onlar ne kadar bunlara sahip. İşte bu yüzden bir paylaşım ortamı kazandırmak istiyorduk, 2015’te bu hedefi gerçekleştirdik sayılır. Bu sene de, yabancı yürütücü ve katılımcı gelir mi diye deneyelim dedik.

Bu iki günlük süreci değerlendirseniz?

Dediğimiz gibi bizim için sürecin en önemli parçalarından birisi tartışma ortamıydı. Tartışma ortamında, biz evet bir yerden baktık ama katılımcılar yürütücüler nereden baktı, onların fikirlerini ve bizden daha farklı bakış açılarını gördük. Atölye süreçleri çok keyifli, zaten ilk günün sonunda bir şeyler çıkmaya başladı. İkinci gün de sabahtan üretime geçildi. Öğrencilerin ve yürütücülerin arasındaki etkileşim de iyiydi. Biz bu işin devamlılığının olmasını önemsiyoruz, bizden sonra da devam etmesini istiyoruz. Devam edeceği konusunda da umutluyuz.



There is 1 comment

Yorum yap
  1. Deniz Yıldırım

    Btf 16’da yaptığınız kaydetme yayınlama süreci harika, Kot Sıfır ekibine ve tabi organizasyon ekibine kocaman tebrikler ! Öğrenci etkinliklerinin, BTF, UMÖB, UİÖB… , yıllardır aşamadığı hatta aşmayı pek dert edinmediği bir konu arşivleme ve yayınlama işi. Bunu dert edinmeye başlamışken yaptığınız iş özendirici, yol gösterici 🙂


Yorum yap

Paylaşım