ATÖLYELERİN İÇİNDEN: ELEŞTİREL KENTSEL PRATİK: CUP

cup_bilgimimarlik_kotsifir
CUP (Critical Urban Practice) atölyeleri, 8-9 Ekim tarihlerinde, Bilgi Mimarlık Fakültesi‘nde, tanınmış tasarımcı, sanatçı, aktivist ve akademisyenlerin yürütücülüğünde, öğrencilere, eleştirel, sanatsal ve kolektif bir üretim deneyimi sundu.
 
CUP atölyeleri, kenti bir çalışma alanı olarak benimseyen, onu teoriler türetmek yerine sanatsal / pratik uğraşlar üzerinden ele alan 13 atölyeyle, Santralistanbul’dan kente yayıldı.

Bu 13 atölyeden yürütücülerle röportajlar ve sürece dair izlenimler karşınızda:
 
Süreç boyunca verdikleri destek için Açık Alan ekibine teşekkürler!
video: Atakan Gür

“Günlük Hayat Dedektifleri”
Yürütücüler :
Oğul Öztunç

İzini sürdüğümüz şey bir şekilde şehirde oluşan, şehrin birtakım parçalarında oluşan, içinde yaşadığımızda ancak kavrayabildiğimiz günlük hayata ilişkin unsurları ve bunların yapısal çevreyle ilişkilerini, bir şekilde dedektiflerin yöntemlerini kullanarak inceleyip, aradaki ilişkileri kurabilir miyiz? sorusunun cevabıydı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Humoristic Urban Practice”
Yürütücüler :
Sinan Logie

Kent eleştirisi genelde sert ve ağır akademik bir dilde üretiliyor ve sonuçta çok az insana ulaşabiliyor. Son araştırmalar yazılan makalelerin ortalama 10 kişi tarafınca okunduğunu tespit etti…Mizah sayesinde Türkiye’de popüler olan Leman veya Limon gibi dergilerin çok büyük kitlelere ulaşma başarısı var. Mimarlar veya şehirciler, niye aynı dili kullanarak ‘audience’larını artıramıyor? soru oydu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Khora”
Yürütücüler :
Aslıhan Demirtaş & Ali Cindoruk

Bir süredir de hep kafamızı meşgul eden, ”Şehirde tarım olur mu? Şehirde aylak ve işsiz ve bir işe yaramayan bir insan olabilir misin? Şehirde atıl mekan olabilir misin?” soruları. Çünkü şehrin getridği bir refleks var, işe yaramalısın. Atıl mekansan da… Misal mimarların atıl mekanlara bakışı, burası atıl, atıl mekanlara bakalım buraları neye dönüştürebiliriz gibi bir refleksi var.

İnsanoğlu kentte hep kalıcı birşey çakmayı arzu ediyor. Veyahut da mimarlar, planlamacılar bir şey yaparken altına bir imza atmak istiyor ”bunu ben yaptım” diye. Bu konuda da disiplinin dışında, disiplinin ‘khora’sında nasıl olabilirizi sorgularken, bildiğimiz suyun, – uçacak da gidecek de ama o anı hep beraber, onu yaparken yaşayacağız – onun getirdiği bir mekansallık olacak, bir hayalin ürettiği bir şema olacak ve biraz da bunun deneylerini yaptık diyebiliriz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Survey 2.0: Can we explain urban phenomena with digital data?”
Yürütücüler :
Anıl Çelik

Türkiye’de veriye ulaşım çok zor olduğu için bazı kavramları doğrudan o kavramlara çıkacak verilerle değil de dolaylı şekilde o kavramlara çıkacak verilerle açıklayabilir miyiz bunu anlamaya çalıştık. Yemeksepeti, Hürriyet Emlak gibi web sayfalarındaki, aslında herkesin girip inceleyebildiği verileri başka bir veriyi açıklamak için kullanabilir miyiz, bunu inceledik. Açıklamaya çalıştığımız veri ise bir gayrimenkulün değeri konusuydu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Kanalistanbul’dan Önce Kalan İstanbul Tasavvurları”
Yürütücüler :
Murat Germen & Eren Sulamacı

Bu atölyede üretilenlerin çıktısının önemli bölümünü mega dayatmalara mikro direnmeler olarak özetliyorum. Hayat küçük ve kolektif olarak ilerlediği sürece organik bir yapı oluşturuyor ve o zaman yaşanabilir hale geliyor. Tepeden düşme ve mega projelerle bence hayat yürütmemiz imkansız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Wedgetopia”
Yürütücüler :
Alexis Şanal & Semra Horuz

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Duyular ve Deneyim: Koku”
Yürütücüler :
Cansu Şekular

Atölye kısaca, Dolapdere sahasında, mimar ve şehir planlamacı öğrencilerin bundan sonra bir sahayı anlamaya çalışırken acaba kokuyu, bölgeyi anlamak için bir araç olarak kullanıp kullanamayacaklarına odaklanıyor.

Koku ve koku hafızası arasındaki ilişkiye bakarken, bölgenin koku hafızasının ana bir çıktısını oluşturduk. Bununla beraber de kentsel dönüşümün olduğu yerlerin kokusuzluğa doğru gittiğini, tektipleşme, kimliksizleştirmeyle beraber, kentli olarak birtakım şeyleri eksik deneyimlediğimizi fark ettik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“To Make up the City”
Yürütücüler :
Simge Hough & Neşe Akbaş

Günlük deneyim içerisinde, akan zamanda algıladığımız kente göre, montaj sürecinden ya da süzgecinden geçirdikten sonra algıladığımız kent, aslında birazcık daha subjektif bir kent algısı yaratıyor. Kent deneyimini çoğaltmak gibi bir amacı vardı aslında video formatını kullanmanın.

“Toponomy of Kurtuluş”
Yürütücüler :
Onur Ceritoğlu

Azınlık olma, hala başka kominiteler başka topluluklar açısından bu semtte devam ediyor. Belki bir yer değişikliği söz konusu ama yine de aynı problemler, aynı kentsel politikalar bir şekilde bu azınlıkların da başına gelmiş… Bunun izi aslında, bir şekilde sokakta yürürken bile karşılaştığımız bir şey.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Şehirde Ses Manzaraları”
Yürütücüler :
Görkem Özdemir & Can Kazaz

Karaköy’ün renk paleti İstanbul’un diğer semtlerine göre oldukça farklı zenginlikler barındırıyor. Burada bir zanaat atölyesini de bulabiliyorsunuz, bir balık lokantasını da bulabiliyorsunuz. Turistik yerler de var, modern araçların yarattığı gürültü de orada. Özellikle gürültülü olduğu için tercih ettik, gürültü gibi kavramları değerlendirebilelim diye.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Kentsel Muğlak Standartlar”
Yürütücüler :
Cansu Cürgen & Avşar Gürpınar

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Metrobüs Günlükleri”
Yürütücüler :
Şafak Uysal

Gündelik hayatta herkesin maruz kaldığı ortak bir durum olarak şehrin dokusunu oluşturan tek tek binaların dışarından görünümleri ve zihnimizde bıraktığı izler var. Bu izler mimari yapıları içeriden deneyimlemekten ziyade, sıklıkla tren, otobüs, otomobil ve uçak gibi araçlarla seyir halindeyken bu yapıları dışarıdan seyretmek yoluyla edindiğimiz izlenimlerden oluşuyor. Ve bu imgeler bireysel deneyimlerimizden bağımsız olduğu kadar, mekândan da bir anlamda kopuklar. Çünkü genellikle başkalarıyla paylaştığımız kültürel bir peyzaja aitler ve beklerken veya hareket halindeyken zamanın akışı içinde, bir anlamda zamanın uzamlaşmasıyla ortaya çıkıyorlar. Biz hareket halindeyken, tek tek yapı detayları önemini yitiriyor ve binalar bağlamlarından kopuyor; bir önceki ve bir sonraki yapıya karışıyorlar. Bir yapı dizisi olarak algılayabildiğimiz kadarıyla birlikte oluşturdukları ritimler, tekrarlar, örüntüler önem kazanmaya ve bize daha çok şey söylemeye başlıyor. İçinde olduğumuz araçla dış çevre arasındaki farklar yüzünden, dış atmosferin tüm duyusal tecrübesinden soyutlanıyoruz ve dışarıyla ilişkimiz görsel bir repertuara indirgenmiş oluyor. Yer anlamını yitiriyor; mimari mucizelerden ziyade alelade binalar, altyapı ve mühendislik unsurları arasında dolaşmaya başlıyoruz.

Metrobüs özelinde bu durum daha da hususi bir hal alıyor. Bir yandan araç trafiğinin parçasıyız, ama değiliz. Şehirle aynı kottayız, ama değiliz. Sarmalandığımız çevreyle aynı havayı soluyor gibiyiz, ama değiliz. Aynı anda hem geniş bakı noktalarına açılıyor hem sıkışıyoruz. Kamusal bir alandayız ama içerideyiz. Bütün kamusallığı içinde birbirimizin sesine, kokusuna, görüntüsüne, temasına maksimumda maruz kaldığımız bir yerdeyiz. Bütün bu gerilimlerin dışında, “metrobüs mimarisi” diye bir şey telaffuz etmek mümkünse, bunun da kendine özgü bir takım bileşenlerden oluştuğunu söyleyebiliriz: Merdiven ve rampa kuleleri, üst geçitler, güvenlik kulübeleri, turnikeler, asansörler, platformlar, oturma elemanları, gölgelikler, yol, aracın kendisi, kapı, pencere, koridor, cep, körük, L şeklindeki arka koltuk (şark köşesi), şoför mahalli, çanta koyma yerleri, ekranlar, klima ve saire. Ve tabii ki bunca öğenin gerçekliğiyle ve somutluğuyla tam bir tezat oluşturan, tamamen aracın hareketliliği ve hızından kaynaklanan bir boş bakma hali; gündüz düşleri…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


“Engelsiz Kent”
Yürütücüler :
Harun Sarıkaya ( Karanlıkta Diyalog)

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.



Henüz yorum yok

Yorum yap

Paylaşım