ÇİNİCİLER’İN BETON ÇOCUKLARI: ODTÜ YERLEŞKESİ

ODTÜ_Altuğ&Behruz Çinici_

Kot Sıfır olarak SALT Araştırma bünyesinde, Kalebodur işbirliği ile dijital ortamda kamusallaşan Mimarlık ve Tasarım Arşivi kapsamında ele aldığımız yazı serimize Altuğ-Behruz Çinici Arşivi ile devam ediyoruz. Altuğ-Behruz Çinici Arşivi, SALT’ın Türkiye’nin mimarlık ve tasarım geçmişine dair belgelerin korunması, arşivlere erişimin yaygınlaştırılması ve araştırmaların ivme kazanması amacıyla gerçekleştirdiği çalışmalar kapsamında geniş bir yere sahip. Türkiye mimarlık tarihinin de önemli birer aktörü olan Altuğ ve Behruz Çinici; malzeme kullanımından, üretim detayına Türkiye’de daha önce denenmemiş birçok uygulamanın da sahibi. Bu yazıda Orta Doğu Teknik Üniversitesi Yerleşkesi’ni Türkiye mimarlığı içinde barındırdığı tüm yeniliklerin yanı sıra mimarın yapısıyla kurduğu biricik ilişki merkezinde inceleyeceğiz.

“Türkiye’de memleket planlaması ve toplum yaşamasına tesir edecek bir üniversite şehri kurulmaktadır.

Gaye: Yerleşme ve plastik çözümleriyle Türk Milleti’nin öğrenim felsefesini aksettirecek olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Türkiye ve diğer Orta Doğu memleketleri öğrencilerine ilmi, teknik ve mesleki sahalarda ileri bir öğrenim temin edecektir.” (Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kampüs Planlaması Raporu, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

Türkiye mimarlığı ve şehirciliğinin yapı taşlarından birini oluşturan ODTÜ Yerleşkesi; projesinin ulusal bir yarışma ile belirlenmesi, uygulama pratikleri, sunduğu sosyal donatılar ve süreç içinde değişen işveren-mimar-yapı ilişkisine bir örnek teşkil etmesi bakımından Türkiye mimarlık tarihinde öncü bir niteliğe sahiptir.

15 Kasım 1956 yılında küçük bir yapı içinde eğitime başlayan ODTÜ’nün, çağdaş bir üniversite kompleksine dönüşebilmesi için 1961 yılında, jüri üyeleri arasında uluslararası isimlerin de bulunduğu bir yarışma açılmıştır. Kent planlaması ile birlikte Mimarlık Fakültesi, Rektörlük Binası ve yurt yapılarının tasarımını içeren yarışmayı Altuğ ve Behruz Çinici kazanmış ve 20 yıla yakın devam eden ODTÜ&Çinici Mimarlık ilişkisi başlamıştır.

Behruz Çinici ODTÜ

(ODTÜ tasarım kararları ile ilgili genel açıklama raporu, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

Yarışma öncesinde 500 öğrencili küçük bir eğitim kuruluşu olan ODTÜ’nün inşası; şehircilik disiplini içinde Ankara’nın bir öğrenci şehri olarak kurgulanmasının ilk adımlarındandır.

“1961 yıllarında B.M.M arkasındaki barakalara sığınmış 500 öğrencili küçük bir kuruluş idi. Bu topraklar 1961 yılında boş ve bozkır görünüşünde idi.” (ODTÜ kampüsüne dair bazı bilgiler, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

Yarışma şartnamesinde belirtilen koşullara göre Altuğ ve Behruz Çinici’nin tasarladığı kompleks üç ana fonksiyona göre gruplanır: Akademik Bölge, Merkez ve İkametgah Bölgeleri.

(ODTÜ tasarım kararlarıyla ilgili belgenin tam metni, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

Akademik bölgeyi çevreleyen araç yolu sayesinde, yaya aksının araç trafiği tarafından engellenmesinin önüne geçildiği proje; bir kamusal alan işlevi gören “alle” adındaki bir aks etrafında, kuzey-güney doğrultusunda uzanır. Alle, etkileşimi ve karşılaşmaları sağlayan bir yol olmanın yanı sıra, kampüse farklı zamanlarda eklemlenen yapılar için de bağlayıcı bir ana omurga olmuştur.

(ODTÜ Vaziyet Planı, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

(ODTÜ Vaziyet Planı, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

Projede Alle’ye eklemlenen farklı binalar iç mekan-dış mekan geçişkenliğini sağlayacak bir mekansal kurguyla tasarlanmıştır. Alle üzerinde çok sayıda dinlenme alanı, kent mobilyası, heykel, ve mekanı tanımlayan su ögeleri yer alır.

(ODTÜ Alle’den fotoğraflar, ODTÜ Vaziyet Planı, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

Türkiye’nin ilk çıplak beton yapısı olan ODTÜ kampüsü, ilk binası olan Mimarlık Fakültesi’nin tamamlanması ile 1963 yılında açılmıştır.

(ODTÜ Mimarlık Fakültesi eskizi, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

(ODTÜ Mimarlık Fakültesi iç mekan perspektif çizimleri. SALT Araştırma-Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

İstanbul-Ankara arası tren yolculuğunda Nuh Çimento Fabrikası’nı görüp çok etkilenen Behruz Çinici, bu karşılaşma sonrasında uygulamayı çıplak betonla yapma kararını almıştır. (Çinici Arşivi, ODTÜ’ye Bakış Konferansı, Şebnem Yalınay Çinici Konuşması)

Behruz Çinici’nin ODTÜ Kampüsü ile ilgili verdiği röportajda “beton çocuklarım” dediği kampüs yapıları, Türkiye’de çıplak betonun ilk kez kullanıldığı örnekler olması bakımından da önemlidir. Bununla birlikte yapılar kütlelerini ve malzemelerini açıkça ortaya koymaları dolayısıyla, dünyada o dönemde gördüğümüz çağdaş örnekler gibi, brütalist karakter gösterirler. Geometrik cephe düzenlerine sahip yapılarda tuğla, taş, kalama beton gibi farklı malzemeler de kullanılmıştır.

“Malzeme seçiminin de o yıllar dünyamızın bazı köşelerinde uygulanmakta olan zamanın çağdaş mimari anlayışına uygun bir malzeme, çıplak beton, ilk aklımıza gelen oldu.” (ODTÜ Planlamasının Gelişim Öyküsü, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

Kampüs sadece yapı malzemesini uygulama tekniği açısından değil, detay uygulamaları açısından da Türkiye’de öncüdür: Mimarlık Fakültesi stüdyolarındaki pleksi ışıklıklar Türkiye’deki ilk dökme ışıklıklardır. Işıklıkların tüm üretim ve uygulamaları Şişli-Bomonti’de atölyeleri olan bir baba-oğul tarafından yapılmıştır.

(ODTÜ Mimarlık Fakültesi çatı detay fotoğrafları, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

Parçalı kütle kurgusuyla tasarlanan yapı, heykelsi merdiven formları ve çıplak betonarme yapısıyla brütalist özellikler taşır. Mekan organizasyonu, iç avlulardan ve tavandan gün ışığı alacak şekilde tasarlanmıştır. Bununla birlikte hoca odaları ve dersliklerin konumlanışı, hoca-öğrenci ilişkisini kolaylaştıran bir düzen sağlamıştır.

Teknik ve uygulama çizimlerinden, ihale ve evrak işlerine kadar ODTÜ’nün tüm üretim ve tasarım sürecinde yer alan Altuğ ve Behruz Çinici, uygulama kontrollüğünü de üstlenerek kampüsün vaziyet planından, 1/10 ölçekli detay çizim ve üretimine kadar tüm sürecinde aktif rol oynar ve bu zorlu süreci 20 yıla yakın bir süre boyunca yürütür.

6 Şubat 1963 tarihli 8 no.lu Mimarlık Fakültesi İnşaatı Seyir Raporu; mimarların yapının beton kalıplarından döşemelerine, kullanılan taşın damar renginden, iç mekan ısıtıcı elemanlarına kadar hangi ölçeklerde ve ne detayda çalışma yaptıklarını özetler niteliktedir:

“… Gerek işin başında belli olan, gerekse bilahare zuhur eden malzeme ve imalata ait numunelerden bazılarına mutabakat imzamız alınmamakta ve bu sebeple bazı mahzurlar zuhur etmektedir.

Misal: Döşeme malzemesi olan Haymana Mermeri, arzumuz hilafına %50’nin üzerinde bir nispette kırmızı damarlıdır. Halen 1000 m2 civarındaki ihracat malzemesinin elden geçirilerek, kırmızı damarlı levhaların %10 mertebesine indirilmesi gerekmektedir.

  1. “Unite Heater” ısıtıcılarının bir numunesi getirilmediğinden, şekli ve estetiği hakkında bir fikrimiz yoktur. Böyle devam ettiği takdirde ilerde doğabilecek mahzurlar ve zaman kaybı nasıl  telafi edilecektir?” (Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi inşaatı seyir raporu no 8, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

(Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi inşaatı seyir raporu no 8 -metnin tamamı-, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

(ODTÜ şantiye ve Mimarlık Fakültesi fotoğrafları, SALT Araştırma, Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

Bir İşveren Figürü Olarak Kemal Kurdaş

Altuğ ve Behruz Çinici, ODTÜ projesinin hayata geçmesinde Kemal Kurdaş’ın rolünü her fırsatta dile getirir ve minnetlerini sunar. Süreç boyunca aralarındaki yazışmalar, nitelikli mimari eserin, iyi mimarın yanı sıra iyi bir işverenle de mümkün olabildiğine dair çok iyi örneklerdir.

Yarışmayı kazandıklarında biri 27 (Altuğ Çinici), diğeri 30 (Behruz Çinici) yaşlarında olan genç mimarlar uygulama aşamasında çeşitli zorluklar yaşar. Sürecin başlangıcında ODTÜ yapı dairesi ve teknik ekipten uygulama konusunda sık sık red cevabı alan mimarlar, Behruz Çinici’nin “baş mimar” olarak nitelendirdiği dönemin rektörü Kemal Kurdaş’ın, Çinici çiftini desteklemesi ve her türlü inisiyatifi kendilerine bırakması ile; ODTÜ Yerleşkesi ile olan 20 yıla yakın ilişkileri boyunca, uygulama sürecinin tüm yetkisini üzerlerine alarak üretim ve uygulama sürecini devam ettirirler.

“Üniversitenin o zamanki idarecilerinin üniversite kampüsünü bir mimari anlayış ve bütünlük içinde inşa ederek sitede uyum ve denge sağlamak, her binanın yapılışında edinilen deneylerden sonraki inşaatlarda faydalanmak yolundaki anlayışları ile sitenin geri kalan kısımlarının mimari ve teknik tüm hizmetleri bize tevdi olundu.

Önemli bölümü ilk 8 yıl içinde tamamlandı.

Bu safhada daima baş mimar diye andığım ve anacağım bir Rektör Kurdaş vardı. Ve yardımcısı Sn. O. Alsaç. Bu insanlar ve değerli teknik ekibin destekleri büyük oldu.” (Behruz Çinici’nin Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kampüsü ile ilgili verdiği röportaj metni, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

Örneklerini 30 Mart’a kadar, Ankara’da Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde devam eden İşveren Sergisi dahilinde görebileceğiniz Çinici Mimarlık & Kemal Kurdaş yazışmaları; sonraki dönemde tasarım kararlarına sadık kalınmaması üzerine, mimarların serzenişleriyle devam eder.

Çinici, röportajında* ODTÜ yerleşkesinin tasarım ve inşasında çalışırken, sonraki dönemde üniversitenin yeni yöneticilerinin “Başka 5-10 mimardan da teklif isteyeceğiz, kim mimari çalışmalar için en ucuz fiyatı verirse onlara vereceğiz.” dediğini aktarır.

Röportajın başka bir yerinde ise Türkiye’deki mimarlık ortamına dair şu tespitleri yapar;

“Ülkemizde insan ilişkileri mimar ile eseri arasında uçurumlar açar. Çizgiler tatbikata zor geçer, bunun içindir ki pek çok eserimiz çizgiden öteye geçememiştir. “*

*(Behruz Çinici’nin Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kampüsü ile ilgili verdiği röportaj metni, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

Altuğ ve Behruz Çinici’nin yazdığı başka bir yazıda da süreç içinde müelliflerin izni olmadan, komplekse eklemlenen yapılarla ilgili hissettiği memnuniyetsizliği şöyle dile getirir;

“… Akademik bölge içinde yaratılmış 1,5 km.lik yayalar ALLE’si Osmanlı uygarlık ve mimarlığının KÜLLİYE’lerindeki orta mekanı anımsatır. Yoğun aktivitenin hayatı buradadır. Kalabalığın toplandığı, insanların birbirleriyle ilgi aradığı – düşünsel ve kültürel ilişkilerin kurulduğu bu omurgaya FORUM veya asıl “Büyük Dershane” diyebiliriz. Üzerinde çeşitli dinlenme alanları – küçük parklar vardır. Granit parke kaplamalı zemini üzeride yakın çağ Türk tarihini yansıtacak çeşitli sanat öğeleri plastikler, su oyunları düşünülmüştür.

Bunlar kısmen gerçekleşti. Ama ne yazık ki bugün üzerinde tavuk evleri, lahmacun dükkanları yapılıyor. (…) Yapıların önünde gölge atan ağaçlar ve çevrenin mikroklimasını etkileyen su öğeleri kullanılmıştır. Bu su oyunları her yapı grubu için özel sesler yaratırdı. Bugün çoğunlukla işlemez halde ve bakımsızlık içinde…” (ODTÜ Gelişim Öyküsü, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

Altuğ ve Behruz Çinici’nin “ODTÜ Gelişim Öyküsü” isimli yazısı sadece; ODTÜ Yerleşkesi’nin öyküsünü kronolojik olarak açıklaması açısından değil, tüm bu süreçte yaşanılan zorlukları üretim sürecinin bir parçası olarak sunması açısından da çok önemlidir.

Çinici Mimarlık’ın Kemal Kurdaş ve 1962-1980 yılları arasında değişen ODTÜ yönetici kadrosuyla arasında geçen yazışmalar, işveren-mimar ilişkisini farklı açılardan okumamıza olanak sağlar. Bu yazışmalara ek olarak 20 yıla yakın süren çalışma sürecinde Behruz Çinici’nin yazdığı yazılar mimarın müellifi olduğu yapı ile arasındaki ilişkinin de, süreç içinde; korumacı, hassas, kırılgan ve kopukluk gösterebilen farklı karakterlere büründüğünü gösterir.

Behruz Çinici 1987 yılında yazdığı “ODTÜ Kampüsü Üzerine” adlı yazıda mimarın büründüğü karakterlere hukuki özneyi de ekler: Değişen yönetimlerle birlikte yapılan master plana uygun olmayan yapılar, müelliflerin fikri alınmadan ve izni olmadan yapılmaya başlanır. Mimarların 1961’de Mimarlık Fakültesi inşaatının başlamasından itibaren her 15 günde bir yönetime sundukları seyir raporlarında da bahsettikleri bu ve benzeri durumlar, mimarları aynı zamanda eserlerini korumak zorunluluğu hisseden hukuki bir tarafa dönüştürür.

“1961 sözleşmesi bu büyük kompleksin yaratılmasının ana yasasıdır. İddia olunmak istenenin tam aksine henüz çok genç ve canlı hakları ihtiva etmektedir.

Fikir ve sanat eserleri kanununca.

Eserin gelecekte korunmasını ve uygarca idamesini sağlamak amacına yönelik bu haklar en azından bugün henüz hayatta olan müellif mimarların yaşamlarının sonuna devam eder ve hatta ondan öteye de… Bir mimarın kendi eseri üstünde hakları bulunduğu teslim edilmelidir.” (Behruz Çinici, “ODTÜ Kampüsü Üzerine” (1987) SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

(ODTÜ gelişim öyküsü -tam metin-, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

“Bir mimar ile eseri arasında ayrılmaz bağlar vardır… Bu bağ bir sanatçı için hayat boyu sürer. Bunlara ben beton çocuklarım derim.. Kaldı ki burada yaratılanlar; bir devrin sanat ve kültürünün ürünüdür.” (Behruz Çinici’nin Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kampüsü ile ilgili verdiği röportaj metni, SALT Araştırma – Altuğ-Behruz Çinici Arşivi)

SALT Araştırma ile dijital ortama aktarılıp, kamusallaştırılan  Altuğ-Behruz Çinici Arşivi , ODTÜ’nün şehircilik, sosyal hayat, peyzaj ve mimarlık modeli olarak okunmasına ve projenin farklı katmanlarda incelenmesine olanak sağlarken, Altuğ ve Behruz Çinici’nin ODTÜ Yerleşkesi ile kurdukları kişisel ve bürokratik ilişkiler ağını da gözler önüne seriyor.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!


    Henüz yorum yok

    Yorum yap

    Paylaşım