MARIETTA VARGA “RAW HILL” SERİSİNDE BRÜTALİST BİR AŞKI ANLATIYOR

brütalist love (14)-min

Üzerine ortak bir yargıya varmanın mümkün olmadığı brütalist mimari, kiminin aklına renksiz, cansız ve distopik bir estetiği getirse de, kimileri içinse heykelsi güzelliği ile vazgeçilmezdir. Macar sanatçı Marietta Varga ise yeni serisi “Raw Hill” ile brütalist mimariyi şiirsel bir dil ile ele alıyor ve içine beklenmedik romantiklikte bir hikaye yerleştiriyor.

Varga, yeni serisinden bahsederken; fotoğrafları aracılığıyla brütalist mimarinin karakterine, eğlenceli estetiğine ve sanatsal değerine dikkat çekmek istediğini söylüyor. İkinci Dünya Savaşıyla birlikte ortaya çıkan bu mimari tarz 1950’ler ve 1970’ler arasında bütün dünyada oldukça popülerdi. Devlet binalarından, okul yapılarına; apartman bloklarından alışveriş merkezlerine kadar pek çok binada kullanıldı.

Sanatçıya göre, insanlar brütalist mimari hakkında; “işlevsel, ham, çarpıcı, anıtsal, özel, çirkin, geometrik, masif, kaba, temsili, güzel” gibi kelimelerle ifade ettikleri pek çok bölünmüş görüşlere sahip. Bu stilin politika ve ideolojilerle olan yakın bağlantısı onu estetik ve artistik değerinden uzaklaştıran negatif bir bakış açısına yönlendiriyor. Varga, kendi hayal gücüyle bu bakış açısını kırıp, beton kütlelerinden oluşan bu stilin eşsizliğini göstermeyi amaçlıyor.

Fotoğraflar Londra’da National Theatre, Barbican Estate ve Alexandra Road Estate’te çekilmiş.


Paylaşım
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!


    Henüz yorum yok

    Yorum yap

    Paylaşım