ÖMRÜNÜ KORUMAYA ADAMIŞ BİR MİMAR: ALİ SAİM ÜLGEN

Ali_Saim_Ülgen-kotsıfır

SALT’ın Türkiye’nin mimarlık ve tasarım geçmişine dair belgelerin korunması, arşivlere erişimin yaygınlaştırılması ve araştırmaların ivme kazanması amacıyla gerçekleştirdiği çalışmalar Kalebodur iş birliği ile devam ediyor.

SALT Araştırma Mimarlık ve Tasarım Arşivi çalışmaları Türkiye mimarlık tarihinin kayıt altına alınmasına, aracısız ve sınırsız olarak dolaşımına olanak sağlıyor. Mimarlık kültürünün Türkiye’deki tarihini herkesin kullanımına açık bir kaynağa dönüştüren iş birliği; Ali Saim ÜlgenAltuğ-Behruz Çinici ve Hayati Tabanlıoğlu Arşivleri gibi günümüze kadar ulaşan belgeleri işleyip çevrimiçi erişime açıyor.

Kot Sıfır olarak, SALT Araştırma bünyesinde dijital ortamda kamusallaşan bu aile arşivlerini ele alacağımız üç yazılık serimizin ilkine Ali Saim Ülgen Arşivi ile başlıyoruz.


1913 yılında İstanbul’da doğan Ali Saim Ülgen İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra Güzel Sanatlar Akademisi’nde mimarlık eğitimine başladı. Eski eserlere duyduğu ilgiyi tüm hayatı boyunca peşinden koşacağı bir tutkuya dönüştüren Ülgen, Sedad Hakkı Eldem ve Bruno Taut gibi ünlü mimarların kadrosunu oluşturduğu Güzel Sanatlar Akademisi’nden 1938 yılında yüksek mimar olarak mezun oldu.

Ali Saim Ülgen’in Güzel Sanatlar Akademisi, Yüksek Mimarlık Diploması – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

Ülgen henüz Akademi’de öğrenciyken dönemin Tarih Kurumu başkanı Afet İnan tarafından, 1935 yılında, ortaya atılan Mimar Sinan projesinin komitesinde yer aldı. Mimar Sinan eserlerini dönemin tarihsel çerçevesi içinde derinlikli bir anlatı ile okuyucuya sunmayı amaçlayan ve 2 ciltlik kapsamlı bir proje olarak tasarlanan kitap hiçbir zaman tamamlanıp basılamasa da, 1937 yılında gerçekleşen Tarih Kurultayı’nda kitapçığı sunuldu ve Ali Saim Ülgen’in hayatı boyunca üzerinde çalıştığı bir projeye dönüştü.

Türk Tarih Kurumu tarafından Ali Saim Ülgen’e Türk Tarih Kurultayı için gönderilen davetiye, 1937 – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

Çizimlerin Ali Saim Ülgen, tarih araştırmalarının Fuad Köprülü, mimarlık tarihi yazımının ise Albert Gabriel tarafından yapılması kurgulanan kitap Ülgen’in ölümünden sonra, 1989 yılında Emre Madran ve Filiz Yenişehirlioğlu tarafından derlenerek, iki albüm halinde yayınlandı.

Mimar Sinan Yapıları (Katalog), 1989 – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

Ülgen mezuniyeti sonrasında Akademi’nin Maarif Vekâleti, Abideler ve Şehircilik imtihanını kazandı ve koruma eğitimi almak için Almanya’ya gitti. 1939 yılında II. Dünya Savaşı’nın başlaması sebebiyle Almanya’dan ayrılıp, Albert Gabriel’in davetiyle Fransa’ya geçen mimar tarihi eserler ve koruma ile ilgili çalışmalarına Fransa’da devam etti. Fransa’da bulunduğu süre boyunca Notre Dame Katedrali’nin restorasyonunda çalıştı. 1940 yılında Fransa’nın savaşa girmesi ile ülkeye dönüş yaptı.

Ali Saim Ülgen’in Maarif Vekâleti sınavı ile yurt dışına giderken aldığı pasaport ve vizeler

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ali Saim Ülgen, Maarif Vekâleti sınavıyla gittiği Avrupa’dan II. Dünya Savaşı’nın başlaması sebebiyle döndüğü Türkiye’de, mesleki karakterinin şekillenmesinde önemli rolü olan Prof. Celal Esad Arseven‘in asistanı olarak akademik hayatına başladı. Ülgen bir süre Arseven’in asistanı olarak akademide çalıştıktan sonra, 1940 yılında askere gitti. Maraş’ta yaptığı askerlik dönemini, bölgedeki eski eserleri belgeleyerek geçiren mimar iki buçuk yıl süren askerliği bittikten sonra eski eserlerle ilgili çalışmalarını sürdürdü ve 1946 yılında Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü Anıtlar Şubesi‘nde çalışmaya başladı.

Ali Saim Ülgen’in askerlik belgesi, 1942 – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

Ali Saim Ülgen’in Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü Anıtlar Şubesi’ne müdür olarak atandığını bildiren belge – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

1943 yılında, henüz 30 yaşındayken, yayınladığı “Anıtların Korunması ve Onarılması” adlı kitabında Ülgen, Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretmen ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri mimarı olarak tanıtılır. Ali Saim Ülgen’in dört kitap olarak kurguladığı serinin ilki olan kitap için Prof. Albert Gabriel ve Celal Esad Arseven giriş yazıları yazmışlardır.

Yurt dışında edindiği deneyimleri de içeren kitapta Ali Saim Ülgen Fransa, Almanya ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde yürütülen koruma projelerinden bahseder, koruma perspektifinin belirlenen yasalar altında regüle edilmesi gerekliliğini vurgular ve Avrupa’da yapılan uygulamalar hakkında bilgiler verir. Bu dönemde Türkiye’de gördüğü uygulama teknikleriyle Avrupa’da yapılan uygulamaları karşılaştırarak koruma kuramı ve pratiğinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini bu kitabında açıklar.

Ali Saim Ülgen, Anıtların Korunması ve Onarılması I – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

İlk önce Avrupai metotlara dayanmak ihtiyacını hisseden Cumhuriyet Maarifi, abidelerin tamir ve muhafazası için birçok tedbirler almıştır. Bu arada, bu mevzua ait ilmi esasları ve tatbikatı yerinde görüp tetkik etmek ve yeni bir eleman yetiştirmek gayesiyle beni de Avrupa’ya gönderdi. Almanya ve Fransa’daki çalışmaları gördükten sonra abidelerimizin vaziyetini göz önünde tutarak uzun zamandan beri en mübrem bir ihtiyaç olarak telakki ettiğim eselerimizin muhafazaları, bekaları için yapmış olduğum tetkikatı ve mutalâalarımı dört kitap içinde toplamaya karar verdim.” (Ali Saim Ülgen, Anıtların Koruması ve Onarılması I, 1943 – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi)

Kitap, alanında Türkiye’de yapılan ilk çalışma olma özelliğini taşır ve Ali Saim Ülgen’in koruma ve belgeleme disiplinlerinin hem teoride hem de pratikte üreticisi olacağının haberini verir niteliktedir. Kitapta yer alan ‘Türk Müzeleri ve Kuruldukları Tarihler’ tablosu, Cumhuriyet coğrafyasında olan tüm müzeleri açılış yılları, isimleri ve müzelerin bulunduğu binaları da içeren bir şekilde kategorize edip belgeler.

Türk Müzeleri ve Kuruldukları Tarihler (Ali Saim Ülgen’in Anıtların Korunması ve Onarılması kitabından)

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

1949 yılında, kuruluşunda da çok önemli bir rol oynadığı Anıtlar Yüksek Kurulu’nun üyesi olur. Tüm bu süreç boyunca tüm coğrafyayı bilfiil gezerek eski eserler ve abideleri belgelemeye ve koruma altına almaya çalışır. Gittiği yerleri aynı zamanda fotoğraflarla da belgeleyen Ülgen’in arşivinin önemli bir kısmını Türkiye’nin her yerinden çektiği ve üzerine notlar alarak paftalar haline getirdiği bu fotoğraflar oluşturur.

Okmeydanındaki nişan taşları, 1931 – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

Kayseri Müzesi civarındaki bir yol çalışması sırasında hafriyattan çıkan Selçuklu çini ve seramikleri, 1932 – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

Yaptığı belgeleme çalışmalarının bir parçası olarak çektiği fotoğrafları kullanan Ali Saim Ülgen, yapıları rölöve ve teknik çizimlerle belgelerken bir yandan da belli periyotlarla yapı ve çevresini fotoğraflayarak kent silüetinin değişimini de gözler önüne seriyor.

Mimar Sinan Mescidi minare fotoğrafları – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

Kişisel arşivinde de mesleki hayatında olduğu gibi titiz olan Ülgen, gittiği yerlerde yaptığı tüm onarım çalışmalarını Türkiye’deki koruma perspektifinin tarihi niteliğindeki paftalar haline getirip, muhafaza etmiştir. Bu paftalar dönemin koruma altına alınan yapılarını belgelerken aynı zamanda dönemin koruma pratiğini ve perspektifini de gözler önüne sermektedir.

Kişisel arşivinin büyük bir kısmını oluşturan fotoğraflar ise Ali Saim Ülgen’in karakterinin farklı katmanlarını tek bir ara kesitte yansıtması bakımından önemlidir. Ali Saim Ülgen Arşivi’nde bulunan fotoğrafların izinde, hem Ülgen’in bir gezgin olarak yol haritasını hem de mesleğine olan tutkulu bağını görmek mümkün.

Rölöve, restitisyon çalışmalarını yaptığı ve korumaya alınması gerektiğini düşündüğü yapıları fotoğraflayarak günümüze kadar ulaştıran Ali Saim Ülgen, gittiği her yerde yaptığı foto-paftalarıyla belgeleme yöntemlerinin de modernizasyonunu sağlamıştır.

Okmeydanı mezarları – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

Davutpaşa Camisinin haziresindeki mezartaşları, 1944 – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

Topkapı Sarayı Kubbealtında Resmi Kabul konulu gravüründen çekilmiş fotoğraf – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

Topkapı Sahil Sarayının yanmadan önceki halini gösteren gravür – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

Konya Asar-ı Atika Müzesinde bulunan Kur’an-ı Kerim rahlesi fotoğrafı – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

Aynı zamanda bir gezgin olan Ali Saim Ülgen gittiği yerlerden topladığı malzemelere ve puldan, broşürlere, pasaportlarından, yurt dışı çıkış belgelerine kadar neredeyse her şeyi kişisel arşivinde muhafaza etmiştir.

Ali Saim Ülgen’in Gezdiği Müzelere Ait Biletler

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ali Saim Ülgen aynı zamanda İstanbul için bir turistik harita hazırlamak için çalışmalar yapmıştır. Bu rehberde kullanılacak görseller için çizimler yapan mimar, taslak çalışmalarında haritada kullanılacak yazı karakterlerine kadar üretmiş ve rehber için özel bir bir tipografi çalışması da yapmıştır.

Ülgen’in gündelik hayatının bir parçası olan arşivleme pratiği, onu gittiği her şehirde turistik haritaları, rehberleri ve broşür gibi malzemeleri toplamaya itmiştir. Topladığı malzemelerin kendisine bu rehberi hazırlarken bir yol gösterici olduğu da düşünülebilir.

Ülgen’in bir turist rehberi hazırlığı içinde olması; meslek hayatının başından beri üzerine durduğu abidelerle de bir kesişim oluşturur. Ülgen, 1943 yılında meslek hayatının erken dönemlerinde olan genç bir mimarken yazdığı  ‘Anıtların Korunması ve Onarılması’ kitabında, abidelerin Avrupa’da turizm sektörü içinde önemli bir rolü olduğunu aynı şekilde Türkiye’yi tanıtmak ve buradaki sektörü geliştirmek için de aynı etkiyi sağlayabileceğini söyler. 

Tarih yadigarlarının muhafazası, medeni dünya muvacehesinde yalnız milli ve ilmi bir varlık göstermek için değil, iktisadi cephelerden de göz önünde tutulacak bir meseledir. Avrupa milletleri arasında pek kıymet verilen turizmin başlıca mevzularından biri olan tarih yadigarları içinde abideler büyük bir yer tutmaktadır. Son asırda milletlerin iktisadi hayatı üzerinden büyük tesirleri görülen turizm cephesinden, topraklarımızda yaşamış insan cemiyetlerinin, bahusus atalarımızın bu hatıravari eserleri, bizim için sonsuz bir zenginlik membaıdır.” (Ali Saim Ülgen, Anıtların Koruması ve Onarılması I, 1943 – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi)

Ali Saim Ülgen’in İstanbul Turist Rehberi İçin Hazırladığı Çizimler ve Topladığı Broşür ve Notlar

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SALT Araştırma Arşivi içinde büyük bir hacmi kaplayan Ali Saim Ülgen Arşivi, Ülgen’in belgelemeye verdiği önemi, pratik olarak bir toplayıcı/biriktirici ve arşivci olduğunu da gözler önüne serer ve bir korumacı olarak mesleğini hayat pratiği haline getirdiğini gösterir.

Yapıların çevreleriyle birlikte korunması gerektiğini savunan Ülgen, belgeleme çalışmalarında da bu düşünce merkezinde ilerler. Aldığı rölövelere yapıların yakın çevrelerini de ekler ve bölgeye/döneme/yaşayışa dair geniş bir bilgi aktarımı sunar.

Bununla birlikte incelediği yapı ve çevresi ile ilgili raporlar tutar. Bu raporlarda incelediği yapı ya da bölgenin tarihçesi, o günkü hali ve kullanım şekli ile ilgili bilgiler verip nasıl korunması gerektiğine dair düşüncelerini aktarır.

Okmeydanı ile ilgili tuttuğu raporda, yukarıda belirtilen yöntemlerle, bölgenin tarihçesini ve raporun yazıldığı tarihteki durumunu aktaran Ülgen aynı zamanda bölgeye nasıl yaklaşılması ve bölgenin nasıl korunması gerektiği ile ilgili bilgiler de vermiştir.

Ali Saim Ülgen’in “Ok Meydanı Hakkında” Başlıklı Yazısı

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Mimar Sinan eserleri ile ilgili yaptığı rölöve çalışmalarında da yapıların yakın çevresini çizimlerine ekleyen Ülgen, kendinden sonra gelenlere yıkılmış ve bugün ortadan kalkan bina ve sokak dokularıyla ilgili geniş bir belgeleme çalışması sunmuştur.

Ülgen’in Mimar Sinan Mescidi çizimleri 1976 yılında yıkılan yapının yeniden yapım sürecinde başvuru kaynağı olmuştur.

Mimar Sinan Mescidi restitüsyonu, 1944 – SALT Araştırma, Ali Saim Ülgen Arşivi

Ali Saim Ülgen’in henüz öğrenciyken başladığı Mimar Sinan yapılarını belgeleme çalışması günümüzde var olmayan birçok yapının da rölövelerinin alınmasıyla belgelenmesine neden olmuştur. Mimar Sinan yapıları içinde en çok Süleymaniye Külliyesi ile ilgili çalışmaları olan Ülgen, arşivin önemli bir bölümünü kaplayan külliye ile ilgili 100’ü aşkın pafta ve fotoğraf üretmiştir.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ali Saim Ülgen 1963 yılında, 48 yaşında öldüğünde arkasında binlerce belge, fotoğraf, koruma altına alınmış yapı ve rölöve çizimi bıraktı. Tüm hayatı boyunca not, çizim, fotoğraf vb. şeyleri bir belge niteliğinde muhafaza etti ve kişisel hayatına da mesleki yaklaşımındaki titizliği yansıtarak tutkulu bir şekilde eski eserleri odak noktası haline getirdi.

SALT Araştırma ile dijital ortama aktarılıp, kamusallaştırılan Ali Saim Ülgen Arşivi geniş ölçeği ve barındırdığı zengin içerikle Türkiye’nin belli bir dönemine ışık tutarken, Türkiye’nin koruma tarihini de gözler önüne seriyor. 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!


    Henüz yorum yok

    Yorum yap

    Paylaşım