SO?, İSTANBUL’UN MEZARLIKLARINDA GEZİNİYOR

so_visit_04_kotsifir

SO?, bu yıl İstanbul Tasarım Bienali’nde, ölümün mimarlığına odaklanan işleriyle yer aldı. Ekip, ”Ziyaret” adındaki işleriyle İstanbul’un mezarlıklarında dolaşarak, ”insanı ve gezegeni değiştiren tasarım, mezar taşlarını nasıl etkiledi?” sorusunun cevabını aradı.

Galata Rum Okulu‘nda sergilenen ve 6 aylık bir araştırma sonunda ortaya çıkan enstalasyon, 3d baskıyla üretilmiş 1:20 ölçekli 100 mezar taşından ve teknik çizimlerden oluşuyor.

so_visit_11_kotsifirProje metninden:

“Kulak verdiğimiz sesler içerisinde artık susmuş olanların da yankısı yok mudur?”
Walter Benjamin, Tarih Kavramı Üzerine

Ölülerle yaşayanları birbirine bağlayan bir ekran: Mezar taşı. Aynı karede kitlenip kalmış bir ekran ama yine de binlerce anıyı canlandırabilir. Sessiz bir telsiz gibi, iletir ve alır. Haberleşmek için değil, anımsa(t)mak için tasarlanmış bir iletişim aracı.

Dönüştüğümüz son nesne olan mezar taşı da tıpkı saat, ayakkabı ya da mobilya gibi, tasarımın konularından biri ama diğerleri kadar göz önünde değil. Duvarların arkasında gizli, baştan aşağı tasarıma bulanmış günlük hayatlarımızdan uzakta. Öte yandan, milyonlarca sessiz taş, ardı ardına birikerek yeryüzünün üzerinde yapay bir peyzaj, son bir tasarım katmanı oluşturuyorlar.

Tasarım görme, görünme ve iletişim kurma biçimlerimizi değiştirdiği gibi, nasıl yaşadığımızı ve nasıl öldüğümüzü de değiştirdi.

Mezar taşı imgesi ise bugün hala, 2000 yıl önce olduğu gibi, basit bir taş. Peki insanı ve gezegeni değiştiren tasarım, mezar taşlarını nasıl etkiledi?
Tasarım tartışmalarına ait herhangi bir başlık, mezar taşlarının tasarımı için de geçerlidir. “Tasarlanmamış” olanlar, toplum ve dinle ilgili kalıpları içeren imgeler, geçmişten bugüne izi sürülebilen motif ve semboller… Yüzyıllardır tekrar eden şablonlara sığmaya çalışan onlarca taşın yanında, “iyi bir tasarım” ya da başlı başına bir “sanat yapıtı” olan taşlar var. Her tasarım nesnesi gibi, mezar taşları da bize sadece bireylere değil, topluma ve ilişkilere dair ipuçları da veriyor.
Mezar taşı, basit ve doğal bir nesnedir. Tıpkı Edgar Allan Poe’nun “bizi derinden etkileyebilecek bileşimi olan ancak bunu çözümleme yetisinin bizim ulaşamayacağımız derinlikte olduğunu” söylediği Usher’ların evi gibi. Basit ve doğal ama bizi derinden etkileyebilecek gücü olan bir nesne.
Sırf bu yüzden, zor da olsa, “hamuşan*”ın tasarımına kulak vermeyi denemeli; anlattıkları geçmişi, bugünü ve geleceği içeriyor.

fotoğraflar © Sahir Uğur Eren

so_visit_03_kotsifirso_visit_04_kotsifir so_visit_10_kotsifirso_visit_05_kotsifirso_visit_06_kotsifirso_visit_07_kotsifirso_visit_08_kotsifirso_visit_09_kotsifirso_visit_11_kotsifirZİYARET THE VISIT
Tür: Araştırma Projesi
Alan: 30 m2
Yer: İstanbul
İşveren: İKSV
Durum: Tamamlandı // Completed, 2016
Ekip: Sevince Bayrak, Oral Göktaş, Baran Aybars, Büşra Ekici, Chiara Vaccaro, Elif Çivici, Elif Hant, Laura Villeret, Michel El Ghoul, Tuğçe Selin Türk, Cemal Temel, Atıl Aggündüz, Ece Paşalıoğlu.
Grafik Tasarım: Dilara Sezgin
Video Edit: Özden Demir



Henüz yorum yok

Yorum yap

Paylaşım